Yarın saat 14:00’da TCMB, Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında verdiği faiz kararını açıklayacak. Son yılların en heyecan verici faiz kararı olacak. Olayın heyecanı, uzman beklentilerinin birbirinden ne kadar farklılaştığından bile anlaşılıyor. Her zaman rastladığımız bir durum değil bu.
Beklentilerin birbirinden bu kadar farklı olması, ‘TCMB ne yapmalı – TCMB ne yapar’ sorularının farklı cevaplara sahip olmasından kaynaklanıyor. Aslında, uzmanlara, ‘TCMB ne yapmalı’ diye sorulsa, muhtemelen cevaplar birbirine daha yakın çıkar.
Oysa, şu anda, hiç faiz artırımı beklemeyen de var, Geç Likidite Penceresi’nde (GLP) 25-50 baz puan gibi ılımlı bir artış bekleyen de var, 100-200 baz puan (%1-%2) gibi kuvvetli bir artış bekleyen de. İşin ilginç yanı, 100-200 baz puanlık artış bekleyenler, genellikle yabancı kurumlar. (GLP’nin ne olduğu bilgisi için tıklayın.)
Yine de, çoğunluk, 50 baz puanlık bir artış bekliyor. Benim beklentim; %60 olasılıkla herhangi bir değişiklik yapmaması, %40 olasılıkla da 50 baz puanlık bir artış yapması. Bu beklenti, ‘TCMB ne yapar’ sorusuna cevap.
‘TCMB ne yapmalı’ diye yaklaşırsak konuya, o zaman ben en az 100 baz puanlık artış derim. Çünkü, uzun zamandır anlatmaya çalıştığım gibi, faizi yükseltmek demek, piyasaya parayı illa bu yüksek faizden vermek demek değil. Mesela, TCMB yarın faizi %12,75’ten %14’e çekse, ama yine şimdiki gibi %12,75’ten verse parayı, bunun kuru düşürücü etkisi, faizi 50 baz puan arttırıp fonlamayı da yeni yüksek faizden yapması seçeneğine göre daha fazla olur. Neden? Çünkü, tabelayı yüksek bir faize çekmek, kullanmasa bile, TCMB’nin piyasalara verdiği ‘artık elim güçlü, ona göre’ mesajı olur ve bazen mesajlar eylemlerden daha etkilidir para politikasında. Özellikle bizimki gibi, her istediğini yapamayan bir merkez bankası algısından bahsediyorsak, böyle bir yöntemle mesaj vermek, güvenin yeniden tesisi adına önemli bir adım olabilir. Ama böyle bir hamle bekliyor muyum? Elbette, hayır.
Bir üçüncü seçenek daha olabilir aslında, ama küçük bir ihtimal. TCMB, karşımıza yaratıcı bir kararla gelebilir; öyle ki, şu an hiç birimizin aklından geçmeyen türden bir şey. Nasıl bir şey olabilir? Bilmiyorum, ama kastettiğim şu: öyle tuhaf bir karar alır ki TCMB, herkes şu soruyu sorar: ‘N’oldu şimdi, faizler yükseldi mi, yükselmedi mi’. Dediğim gibi, böyle bir şeyin olma ihtimali çok düşük. Eski başkan döneminde rastlardık bu tür yaratıcı kararlara. İstediğini yapmak için, tabiri caizse, ‘arkadan dolanma’ yöntemiydi bu. Oysa şimdilerde, faiz politikasının sadeleşmesinden, basitleşmesinden söz edilirken, daha da karışık hale getirmezler sanırım.
Olası kararların piyasalara, kurlara özellikle, etkisi ne olur? Faizler yükselmezse, USD/TL hızlı yukarı gider, 4,20’lere dayanması muhtemeldir. 25 baz puanlık bir artış, bana göre, hiç artırmamakla üç aşağı beş yukarı aynı etkiyi gösterir. 50 baz puanlık artış, kuru yatay, hatta belki biraz kararsız bırakabilir. Daha yüksek artışlar, ki aslında pek muhtemel değil dedik, kuru aşağı getirir. 100 baz puanın üzerinde bir artış, 4,00 seviyesinin bile altına getirebilir USD/TL’yi. Tabii, bunlar, ilk andaki tepkiler. Bu arada, benim değerlendirmeme ne kadar itibar edebilirsiniz bilemiyorum; zira, bundan 10 gün önce, ‘erken seçim kararı alınırsa, USD/TL ne olur’ diye sorsaydınız bana, ‘hızlı yukarı gider’ derdim.
Dövizle öyle ya da böyle işi olan herkesin, yarın bu kararı takip etmesini tavsiye ederim naçizane.