Pazartesi Şubat ayı enflasyon verileri açıklanacak. Malum, son 1 yıldır, ekonomide temel baş belamız yüksek enflasyon. Yeni veri gelmeden önce, enflasyonun nasıl hesaplandığına değinmek istiyorum, fazla tekniğe bulaşmadan.
Zira, bu enflasyon meselesinin ilginç bir yanı var: biz bir türlü ikna olamıyoruz, açıklanan rakamların doğru olduğuna ve gerçeği yansıttığına; kendimizce, kendi harcamalarımızdan yola çıkarak kendi enflasyonumuzu hesaplama fırsatımız olduğundan muhtemelen. Diğer ekonomik göstergeleri hesaplama şansımız yok; mesela bize “cari açık 2017 yılında 47 milyar USD oldu” dediklerinde, “olur mu canım, çok daha yüksek, en az 70-80 milyar USD vardır” diyemiyoruz. Oysa enflasyon söz konusu olduğunda, bize “2017’de enflasyon %12 oldu” dediklerinde, “ne 12’si ya, en az %20’dir, eti, sütü, peyniri, sebzeyi geçen yıl şu fiyata alıyorduk, şimdi bu fiyata alıyoruz” diyebiliyoruz.
Neden bu çelişki? Çünkü biz sadece kendi enflasyonumuzu hesaplayabiliyoruz; oysa TÜİK tüm Türkiye’nin enflasyonunu hesaplıyor. Bizim kullandığımız ve kullanmadığımız bir sürü ürünün, Türkiye’nin hemen her yerindeki fiyat artışlarının ortalamasıdır TÜİK’in bize sunduğu TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi).
Şimdi biraz detaya girelim.
TÜİK’in ‘madde sepeti’ tabir ettiği, toplam 407 farklı mal ve hizmetten oluşan bir ürün grubu var. Takibi kolay olsun diye, bu 407 mal ve hizmet, 12 ‘ana harcama grubu’ altında toplanıyor.
Ay boyunca, bu 407 mal ve hizmetin fiyatı, saha çalışmasıyla derleniyor. Fiyatlar, 81 il merkezi de dahil olmak üzere toplam 221 ilçede, 28 bin iş yerinden derleniyor. Saha çalışması, TÜİK görevlileri tarafından, tek tek iş yerleri ziyaret edilerek gerçekleştiriliyor.
Her ürünün fiyatının, ayda kaç kez derleneceği belli. Bazı ürünlerin fiyatı ayda 4 kez derlenirken, bazıları 2 kez derleniyor; bazıları da ayda 1 kez, mesela kiralar. Benzin fiyatları ise her gün derleniyor. Derleme sıklığı, ürünün fiyatının ne sıklıkta değiştiğine bağlı olarak belirleniyor.
Ay sonunda, tüm derlenen fiyatlar bilgisayar ortamına girilip konsolide ediliyor; istatistiki bir yöntemle TÜFE’ye dönüştürülüyor.
Şimdi gelelim işin, bana göre, en can alıcı noktasına. Enflasyon hesaplamasında, bu 407 mal ve hizmetin her birinin ağırlığı farklı. Aynı ana harcama grubundaki maddelerin ağırlıklarının toplamı, o ana harcama grubunun ağırlığını veriyor bize. Aşağıdaki tabloda, 2018 yılı için geçerli olan, ana harcama grubu ağırlıklarını görebilirsiniz. 2018 dedim, çünkü hem madde sepetinin içeriği, hem de ağırlıklar her yıl güncelleniyor.

(Neden en düşük ağırlığın eğitim ve sağlıkta olduğunu merak ederseniz, bu hizmetler Devlet tarafından karşılandığı için. Ama bunu değerlendirirken, lütfen sadece kendinizi ve çevrenizi düşünmeyiniz, bütün Türkiye’yi dikkate alınız; bilhassa eğitim için.)
Peki, her yıl güncellenen ağırlıklar, nasıl belirleniyor? Hane halkı Bütçe Anketi ile. O nedir? Her yıl, farklı sosyo-ekonomik gruplardan yaklaşık 15.000 kişiyle bir anket yapılıyor. Bu ankette, kişilerden, 1 ay boyunca, gelirlerinin ne kadarını hangi mal ve hizmete harcadıklarına dair kayıt tutmaları isteniyor. Böylece, kişinin bütçesinde, her bir mal ve hizmetin kapladığı ağırlık hesaplanıyor. İşte bu ağırlıklar, mal ve hizmetlerin, enflasyon hesabındaki ağırlığını belirliyor. (TÜİK bu anket için her an kapınızı çalabilir. “Katılmak istemiyorum” diyemezsiniz, vatandaşlık görevidir.)
Haliyle, enflasyon hesabında en çok ağırlığı olan ürün, Türk halkının en çok tükettiği ürün oluyor. Aşağıdaki tabloda, madde sepetinde, en yüksek ağırlığı olan ilk 10 ürünü görebilirsiniz.

Tüm bu yazıyı okurken, aklından “pinpon topundan enflasyon hesaplıyoruz” diye geçirenler olduğunu tahmin edebiliyorum; çünkü hemen hemen her eğitimde bu soruyla karşılaşıyorum. Merak edenler için, madde sepetinde pinpon topu yok. ‘Sporla İlgili Aletler (Futbol Topu)’ diye bir kalem var; ağırlığı da binde 1,1.
Amacım, kimseyi bir şeye ikna etmek değildi; sadece TÜİK “böyle yapıyorum” diyor; ben de bunu paylaşmak istedim.
Bu kadar duru ve guzel anlatilir ancak. Eline sağlik Serina…
Teşekkürler…