DÜN BİZ DOLAR PANİĞİNDEYKEN, CARİ AÇIK VERİLERİ AÇIKLANMIŞTI

Paylaşın
E-posta ile takip edin
Facebook\\\\\\\\\\\\\\\
Twitter\\\\\\\\\\\\\\\
LinkedIn\\\\\\\\\\\\\\\
Google+\\\\\\\\\\\\\\\
http://www.serinadericiyan.com/2018/04/12/dun-biz-dolar-panigindeyken-cari-acik-verileri-aciklanmisti/

Dün Şubat ayı ödemeler dengesi istatistikleri açıklandı. Cari açık Şubat’ta 4,15 milyar USD oldu.

Böyle günlerde veriler anlam ve önemini kaybediyor gibi görünüyor ama aslında öyle değil. Her verinin, bugün bulunduğumuz noktada payı var. Mesela bu cari açık, eğer cari ‘fazla’ olsaydı, tabii sadece Şubat verisi değil, sürekli cari fazla veren bir ülke olsaydık, son günlerde kurlarda yaşadığımız olağan dışı yükselişleri, yaşamıyor olabilirdik; ya da Türk Lirası yine değer kaybediyor olurdu da, zira savaş riskinin göbeğindeyken kaçınılmaz gibi, ama USD/ TL kuru 3,90’lardan 4,20’lere koşuyor olmazdı da, belki 2,90’lardan 3,20’lere yükselirdi. Bu rakamları kafadan atıyorum elbette, ama demek istediğim, daha düşük bir bazda olurduk. Hatta biz bu duruma içten içe seviniyor bile olabilirdik, paramız değer kaybediyor, ticaret savaşlarının ortasında hiç değilse kurdan dolayı rekabetçiliğimiz artıyor diye. Çünkü, cari fazla veren bir ülke olarak, harcadığımızdan daha çok döviz kazanıyor olacaktık ve döviz kıtlığı çekmiyor olacaktık. Ayrıca, ekonomik büyümemize esas katkı, şimdiki gibi iç tüketimden değil, ihracattan geliyor olacaktı. Paramızın değer kaybetmesi de, ihracatımızı, dolayısıyla büyümemizi olumlu etkileyecekti.

Hayal kurmak güzel; devam edelim.

Cari fazla veren bir ülke olsaydık, çok muhtemeldir ki, enflasyonumuz da zaten bu kadar yüksek olmayacaktı; ya da kurda yaşanan yükselişler, enflasyonu iyice yukarı itecek diye endişeleniyor olmayacaktık. Gerçi, yüksek gıda enflasyonunun cari açıkla, kurla filan bir ilgisi olmadığı için, belki sebze-meyve fiyatları yine hızlı yükseliyor olabilirdi. Ama genel olarak enflasyon beklentileri yüksek olmayacağı için, gıdadan gelen enflasyon da belki biraz daha ölçülü olacaktı.

Türk halkı, belirsizlik korkusuyla, zaten az olan tasarruflarının da önemli bir bölümünü dövizde tutuyor olmayacaktı. Zaten tasarruf oranımız da daha yüksek olacaktı muhtemelen. Bankalar, verdikleri kredilere daha kolay kaynak bulabileceklerdi böylece. Yurt dışından borçlanmak durumunda kalmayacaklardı. Reel sektör şirketleri de yurt dışından daha az borçlanacaktı.

Merkez Bankası döviz rezervlerimiz de daha yüksek olacaktı bu arada.

‘Ne cari açıkmış, vay arkadaş’ diyor olabilirsiniz. Ama durum bu işte. Şunu da belirtmeden geçmeyelim. Cari fazla veriyor olduğumuz bu hayali senaryoda, her şeyin bu kadar olumlu olabilmesi için, bütçe açığımızın da şimdiki gerçek durumda olduğu gibi, yine makul düzeyde olması gerekirdi. Eğer 90’lardaki gibi, çok yüksek bütçe açığımız olsaydı, sadece cari fazla veriyoruz diye, böyle güllük gülistanlık olmazdı. Yani kısaca, pembe bir tablo için, ekonominin hiç bir tarafında aşırı ve kalıcı dengesizlik olmaması lazım.

Her neyse, biz bu güzel rüyayı bir kenara koyup, gerçeklere dönelim. Şu ortamda, rakamlar, veriler hiç çekilmez ama mümkün olduğunca özet olarak paylaşmak isterim cari açık ve onun finansmanıyla ilgili güncel bilgileri.

Şubat’ta cari açık 4,15 milyar USD demiştik. 12 aylık cari açık da 53,3 milyar USD’ye yükseldi. 12 aylık cari açık, önümüzdeki bir veya iki ay daha, yani Mart ve Nisan’da da yükselecek gibi görünüyor. Ama yaz aylarında, umuyoruz ki, turizmin de bu yılki iyi seyrine devam etmesiyle, yıllık cari açık rakamı geri gelmeye başlar.

Cari açığın finansmanı tarafına baktığımızda, doğrudan yatırımlar kaleminin 268 milyon USD eksi olduğunu görüyoruz. Ama, rakamın eksi olması, yurt dışından bize gelen 511 milyon USD’lik doğrudan yabancı yatırıma karşılık, bizden yurt dışına giden 779 milyon USD yatırım rakamından kaynaklandı.

Portföy yatırımları (sıcak para) da Şubat’ta 297 milyon USD eksi. Oysa, Ocak ayında 5 milyar USD’ye yakın giriş olmuştu bu kalemde. Zaten, borsaya ve tahvil faizlerine baktığımızda, bu rakamların yansımasını görüyoruz. Ocak’ta oldukça olumlu seyreden tahvil ve hisse senedi piyasalarında Şubat ayında bozulmalar başlamıştı. Mart ve Nisan’da da aynı olumsuz seyre devam.

Şubat ayında, nette 2,4 milyar USD tutarında yurt dışından kredi kullanımı var. Yani aslında, Şubat cari açığımızın yarısından fazlasını yurt dışından gelen döviz kredileri  ile finanse etmişiz.

Net hata ve noksan kalemi Şubat’ta 1,4 milyar USD. Yani, cari açığın 1,4 milyar USD’sini de bilmediğimiz bir kaynaktan finanse etmişiz.

Geriye kalan, yaklaşık 300 milyon USD’lik kısmı da TCMB rezervlerinden harcamışız.

11 Nisan’daki Atilla Davası’nın karar duruşmasının, 7 Mayıs’a ertelendiğini de hatırlatalım.

Paylaşın
Paylaşın
E-posta ile takip edin
Facebook\\\\\\\\\\\\\\\
Twitter\\\\\\\\\\\\\\\
LinkedIn\\\\\\\\\\\\\\\
Google+\\\\\\\\\\\\\\\
http://www.serinadericiyan.com/2018/04/12/dun-biz-dolar-panigindeyken-cari-acik-verileri-aciklanmisti/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir