NEDEN ISRARLA ANLAMAK İSTEMİYORUZ?

Paylaşın
E-posta ile takip edin
Facebook\\\\\\\\\\\\\\\
Twitter\\\\\\\\\\\\\\\
LinkedIn\\\\\\\\\\\\\\\
Google+\\\\\\\\\\\\\\\
http://www.serinadericiyan.com/2018/04/10/israrla-anlamak-istemiyoruz/

TCMB faizleri aylardır yükseltmiyor. Gecelik fonlamayı %12,75’ten yapıyor 15 Aralık 2017’den beri. Zaten en son faiz arttırımını bu tarihten bir gün önce, 14 Aralık 2107’de yapmıştı. Kaça yükseltmişti? %12,25’ten %12,75’e; yani o günden beri üst sınırdan veriyor piyasaya parayı. Özetle, şu anda fonlama maliyetini yükseltecek yeri yok. Ancak 25 Nisan’da, bir sonraki Para Politikası Kurulu’nda (PPK) yükseltebilir. Bekleniyor mu? Hayır, hala hayır. 25 Nisan’dan önce olağanüstü PPK toplayıp faizi yükseltemez mi? Teorik olarak elbette yapabilir, ama sadece teorik olarak. Düşünün ki, 15 gün sonraki olağan toplantıda bile faiz arttırımı beklenmiyor. Olağanüstü toplantı bekler miyiz bu şartlarda?

Tüm bu çerçevede, ısrarla anlamak istemediğimiz şey şu: TCMB’nin faizleri arttırmaması hiç bir işe yaramıyor. Hatta, ters etki yaratıyor. TCMB istediği kadar tepkisiz kalsın olup bitenlere, TCMB faizi dışında tüm faizler almış başını gidiyor. Hatta, tam da bu yüzden yükseliyor tahvil faizleri; TCMB’nin tepkisizliğinden.

Bugün Hazine’nin 10 yıl vadeli tahvil ihalesi vardı. Hazine 10 yıl vadede %13,2 ile borçlandı. Üstelik de, gelen teklif miktarı düşük; 3 milyar TL ve bunun 2 milyar TL’sini karşıladı Hazine. Bu, oldukça yüksek bir gerçekleşme oranı.

İkinci el piyasada, 10 yıllık tahvil %13,4’ten, 2 yıllık tahvil %14,5’ten işlem görüyor.

Gecelik borçlanma maliyetlerini yükseltmiyoruz ama 10 yıl gibi uzun bir vadede, böylesine yüksek bir faizden borçlanabiliyoruz, mecburen…

Tahvil faizleri yükseldikçe, Bankaların kredi ve mevduat faizleri de yükseliyor. Zaten, bankaların verdikleri kredilerin kaynağı, büyük oranda mevduat; TCMB’den aldıkları para, küçük bir paya sahip. Mevduat faizleri bu kadar yüksekken, kredi faizleri nasıl düşük olabilir? Tahvil faizleri ve elbette enflasyon bu kadar yüksekken, mevduat faizleri nasıl düşebilir?

Anlamamakta ısrar ettiğimiz bir başka nokta daha var: Deniyor ki, “tüm bu olanlar TCMB’nin suçu mu ki, biz çözümü TCMB’den bekliyoruz”. Ekonomiyi yönetirken, çözümü de suçludan beklemek, benim hiç bilmediğim bir yöntem. Kaldı ki, ben, TCMB’nin zamanında atmadığı adımlardan dolayı, geldiğimiz noktanın bu kadar acıtıcı olduğunu düşünüyorum ama hadi onu bir kenara koyalım. Bu noktaya her nasıl gelmiş olursak olalım, sorumlusu her kim olursa olsun, piyasalarda istikrardan sorumlu kurum olarak TCMB’nin elini taşın altına koyması gerekmez mi? TCMB yapmazsa, bunu hangi kurum yapacak?

Bir de, deniyor ki, “bu koşullar altında TCMB’nin faiz arttırması hiçbir işe yaramaz”. Eh, bu saatten sonra 25-50 baz puanlık arttırım yaparsa, tabii ki işe yaramaz. Halbuki, bundan birkaç ay önce, önden yüklemeli bir faiz arttırımı yapsaydı, şimdi hareket edecek alanı olurdu. Ne demek istiyorum? Önden yüklemeli ile kasıt şu: belli bir anda, faizi, aslında o anda ihtiyacınız olan seviyenin daha da üstüne çıkarırsınız. Bu, size hareket alanı sağlar. İhtiyaç duymadığınız zaman, siz yine daha düşükten yaparsınız fonlamayı, %12,75 mi doğru seviye, siz yine o seviyeden verirsiniz parayı. Ama işlerin bu kadar karıştığı günlerde de, o yüksek tabela faizi, sizin için can simidi görevi görür. Üstelik de, itibarınızı ve ikna ediciliğinizi korursunuz. Aylardır, hepimiz aynı şeyi söylemiyor muyuz, bu yıl koşullar zor olacak diye? Zorlukla neyi kastediyoruz? Geçelim bizim iç risklerimizi. ‘Dünya, likiditenin azaldığı, faizlerin yükseldiği bir ortama giriyor’ demedik mi hep bir ağızdan? Ama ironik olan, bugün TL’nin değerindeki düşüş, doların tüm Dünya’da, gelişmiş, gelişen tüm ülke para birimlerine karşı değer kaybettiği bir ortamda yaşandı; Türk Lirası ve Rus Rublesi hariç…

Benim kanaatime göre, belki yanılıyorum bilmiyorum, içine girdiğimiz sarmaldan kurtulmanın, TCMB faiz artırımından başka yolu yok ve yine benim düşünceme göre, şu anda TCMB’nin gecelik faizi yükseltmesi, ama gerçekten tatmin edici bir şekilde yükseltmesi, uzun vadeli faizleri aşağı getirir. (Bunun için kaç puanlık bir artış gerekir bilmiyorum; bildiğim, yarım puanlık bir artış, artık bir işe yaramaz.) Zaten, sıkı para politikası uygulamak da bu demek; kısa vadeli faizler çok yüksektir, uzun vadeli faizler görece daha düşüktür. Evet yüksek faiz kötü, evet büyümeyi sekteye uğratıyor, ama eğer bir istikrarsızlık ortamındaysanız, başka şansınız yok. Faizi yükseltirsiniz. Yangın sönünce (kur sakinleyince, enflasyon düşmeye başlayınca), kısa vadeli faizler de, uzun vadeyle birlikte geri gelmeye başlar. İşte o zaman, sürdürülebilir, sağlıklı bir büyüme için uygun zemini hazırlamış olursunuz. Ancak, ne yazık ki, bizim bunun için sabrımız ve zamanımız yok gibi görünüyor.

Biz ne yapıyoruz? Son zamanların, en hedef odaklı, en amaca yönelik teşvik paketini, yangının ortasına bırakıyoruz. Yaratması gereken olumlu etkiyi bir kenara koyalım, “eyvah, Türkiye agresif büyüme politikasına bu yıl da devam edecek; demek ki cari açık yükselmeye devam, demek ki yüksek enflasyona devam, istikrarsız ortama devam” algısı yaratıyoruz.

Umarım, yarınki cari açık rakamı da tuz biber olmaz tüm bu olup bitene…

Paylaşın
Paylaşın
E-posta ile takip edin
Facebook\\\\\\\\\\\\\\\
Twitter\\\\\\\\\\\\\\\
LinkedIn\\\\\\\\\\\\\\\
Google+\\\\\\\\\\\\\\\
http://www.serinadericiyan.com/2018/04/10/israrla-anlamak-istemiyoruz/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir