Bugün Nisan ayı dış ticaret verileri açıklandı. Nisan dış ticaret açığı 6,7 milyar USD geldi: yine oldukça yüksek.
Üç beş gün süren ‘pozitif ayrışma’dan sonra, bugün Türk Lirası, dolar karşısında, özellikle öğleden sonra ciddi değer kaybetti. Borsa da %3 düştü. Sebebi, yüksek gelen dış ticaret açığı verisi değil elbette. Hatta, sebebini uzmanlar da henüz tam olarak anlayabilmiş değiller. Birkaç dedikodu dolaşıyor sadece. Bildiğimiz, yabancılar satmış. Zaten borsanın 2/3’ü yabancıda; bu da ilginç bir durum değil yani, borsa genelde yabancı satınca düşüyor ya da alınca yükseliyor. İşin ilginç yanı, bizim piyasalarda, öncü hareket genellikle kurdan gelir; borsa onu takip eder. Bugüne baktığımızda ise, olumsuzluğun öncüsü borsa oldu gibi duruyor. Kur da-mecburen-onu takip etti. Neyse, ‘bugün başlayan ve yarın tamamlanacak olan Aselsan halka arzına katılmak için satmışlardır’ gibi masum bir sebep olduğunu umarak konumuza geçelim. (Aselsan halka arzının tutarı 3 milyar TL bu arada.)
Ocak-Nisan arasında dış ticaret açığımız 27,4 milyar USD; geçen yılın aynı dönemine göre %56 artmış. Son 12 ayın dış ticaret açığı da 87 milyar USD’ye dayanmış; Haziran 2014’ten beri en yüksek yıllık seviye.
İhracatımız ilk 4 ayda, geçen yılın aynı dönemine göre %8’lik artışla 55 milyar USD. Ancak, çoğu zaman olduğu gibi, ithalattaki artış çok daha fazla. İthalat, geçen yıla göre %21’lik artışla 82,5 milyar USD olmuş.
Avrupa Birliği’ne ihracatımız iyi gitmeye devam ediyor. Yılın ilk 4 ayında, geçen yıla göre %21,5 artış var. AB’ye ihracatın, toplam ihracatımız içindeki payı da %46’dan %51,5’e yükselmiş. Zaten, sadece Nisan ayında, en çok ihracat yaptığımız ilk 5 ülke AB’den: sırasıyla, Almanya, İngiltere, İtalya, Fransa, İspanya.
Enerji ithalatımız yükselmeye devam ediyor, Dünya’da petrol fiyatlarında yaşanan artış kaynaklı.
Merak edenler için, altın ithalatımızdaki artış da devam ediyor. Sadece Nisan’da 1,5 milyar USD, Ocak-Nisan’da ise 6,6 milyar USD; geçen yılın Ocak-Nisan’ına göre %61 artmış.
Bugün, turist sayıları da açıklandı. Yılın ilk 4 ayında ülkemizi 7,8 milyon turist ziyaret etmiş; geçen yılın aynı dönemine göre %32,5 artış. En çok turist İran’dan gelmiş; ikinci ülke ise Almanya.
Nisan ayının yüksek dış ticaret açığından sonra, Nisan cari açığının da 5 milyar USD’nin üzerinde olacağı kesin gibi. Turizm bizi en fazla bu kadar kurtarabiliyor işte. Yine de, bu yılın yaz ayları, turizm açısından yüzümüzü epeyce güldürecek gibi görünüyor. 11 Haziran’da göreceğiz Nisan cari açığını. Gerçi, ben cari açığın kendisini değil de, nasıl finanse ettiğimizi çok merak ediyorum. 11 Haziran’da…
Önümüzdeki döneme bakacak olursak, dış ticaret açığı ve cari açık rakamlarının yaz aylarından itibaren düşüşe geçmesi pek şaşırtıcı olmayacak. Zira, biliyoruz, bizim yüksek ithalatımızın arkasında, üretim modelimizin ithal ham madde bağımlısı olması yatıyor. Hızlı büyürken, yani çok üretirken, ithalat da çok artıyor normal olarak. Ama şimdi, şu son dönemde yaşanan gelişmelerle, bilhassa TCMB’nin faiz artışlarından sonra, ekonomik büyümede bir yavaşlama bekleniyor artık. İlk anda, kulağa endişe verici gibi gelse de, bizim ekonominin bu ‘soğuma’ya şiddetle ihtiyacı var bir denge bulabilmek için. (Yakında, ‘aşırı ısınmış’ ekonomimizin ‘soğuması’ ile ilgili bir şeyler çiziktireceğim.)
Dolayısıyla, hız kesen büyüme, ithalatı da yavaşlatacak. Avrupa’daki iyileşme de devam ederse, (ki bunun için İtalya’nın bir an önce toparlanıp önüne bakması lazım), ihracatımızdaki artışın da katkısıyla, açıklar bir miktar düşecek. Üstelik de, hem dış ticaret açığı hem de cari açıkta, yıllık rakamların düşüşüne, önümüzdeki ayların baz etkisi de yardımcı olacak. Çünkü, geçen yıl Mayıs’tan itibaren yüksek açık rakamları var her iki göstergede de.