Bugün 2017 Aralık ayı Dış Ticaret verileri açıklandı. Böylece, ihracat ve ithalatta 2017 resmini tamamlamış olduk.
2017’de 157,1 milyar USD ihracat yaptık (2016’da 142,5 milyar USD). 2017 ithalatımız ise 233,8 milyar USD (2016’da 198,6 milyar USD). İhracatla ithalat arasındaki fark, bize 76,7 milyar USD tutarında bir Dış Ticaret Açığı’nı işaret ediyor, ki bu rakam, 2016’daki dış ticaret açığından yaklaşık %38 daha fazla. (‘Aralık’ta dış ticaret açığı %63,5 arttı’ diye bir haber okursanız, o sadece Aralık ayı içindir. Bu rakamlara ay bazında bakmaktan ziyade, yıl genelinde bakmayı tavsiye ederim. Aylık rakamlar düşük olduğu için, artış/azalış oranlarında çarpıcı yüzdeler görebiliyoruz zaman zaman.)
Bir de cari açık var ve biz daha çok onu konuşmaya alışığız aslında. Dış ticaret açığı ne ola ki?
Dış ticaret açığı (aslında ‘dengesi’, ama bu da bizde hep açık) mal ihracatıyla mal ithalatı arasındaki fark. Bunun içinde hizmet tarafındaki döviz gelir ve harcamaları yok; yatırım gelir ve giderleri de yok. Bir başka deyişle, dış ticaret açığına, hizmet ve yatırım gelir/giderlerinin netini eklediğimizde, cari açığa ulaşıyoruz.
Hizmet tarafı dediğimizde, en temel kalem, elbette ki, turizm. Çok şükür ki orada açık vermiyoruz ve nette döviz gelirimiz var. Hal böyle olunca da, net turizm gelirleri, dış ticaret açığımızın bir kısmını kapatıyor. O yüzdendir ki, cari açık, her zaman, dış ticaret açığına kıyasla, görece daha düşük bir ‘açık’ rakamıdır.
2017 yılı dış ticaret açığımızda gördüğümüz %38’lik artışın temel nedenleri neler?
- Dünya’da petrol fiyatları yükseldiği için, enerji ithalatımız 2016’ya göre 10 milyar USD artmış.
- Altın ve diğer kıymetli madenler ithalatımız 2017’de 10,2 milyar USD artmış. (2017’de 17,4 milyar USD ithalatımız var bu kalemde ve tüm zamanların en yükseği.)
Basit bir ‘bakkal hesabı’ yaparsak; 2017’de enerji ve altın ithalatımız 2016’yla aynı kalsaydı, mevcut rakamdan 20,2 milyar USD daha az ithalat yapmış olurduk. Zaten dış ticaret açığımız da 20,6 milyar USD artmış.
Tabii, 2017 ithalatımızdaki 35,2 milyar USD’lik toplam artış, sadece altın ve enerji ithalatındaki artıştan kaynaklanmıyor. Geriye kalan 15 milyar USD’lik bir artış daha var, ki o da hızlı büyümemizin yarattığı ithal hammadde ihtiyacından kaynaklanıyor büyük ölçüde, ne yazık ki…
Son olarak, ihracat tarafında dikkat çekmek istediğim bir konu var. Bugüne kadar en yüksek ihracatı gerçekleştirdiğimiz yıl, 157,6 milyar USD ile 2014 yılı. İhracat açısından (aslında ekonomi olarak çoğu açıdan) kötü geçen 2015 ve 2016 yıllarından sonra, 2017 yılında neredeyse bu rakamı yakalamışız, yarım milyar USD’nin lafı olmaz. Bunda temel etkenler, en büyük ihracat pazarımız olan Avrupa Birliği’nde yaşanan toparlanma ve elbette ki, 2017’de hükümetin verdiği cömert teşviklerden ihracatçıların da nasiplenmiş olması…