5 Şubat Pazartesi günü Ocak 2018 enflasyon verileri açıklanacak. Taze verileri görmeden önce, daha önceden sözünü verdiğim ‘çekirdek enflasyon’u konu etmek istiyorum bugün.
Çekirdek enflasyon, daha teknik tabiriyle ‘Özel Kapsamlı TÜFE Göstergeleri–ÖKTG’, TCMB’nin uyguladığı politikaların, enflasyonu düşürmede ne derece etkili olduğunu anlatan bir göstergedir. Nasıl mı?
TCMB, enflasyonu düşürmek için, ekonomideki genel talep düzeyini kontrol altına almaya çalışır. Bunu yaparken de çeşitli araçlar kullanır. Bu araçların başında da ‘faiz’ ve ‘para arzı’ gelir. Genel kabul görmüş ekonomi teorilerine göre, merkez bankaları enflasyonu düşürmek için faizleri yükseltir ve para arzını azaltır. Çünkü yüksek faiz, talebi, yani tüketimi azaltır; talep düşünce de fiyatlar düşer ya da fiyat artışları, yani enflasyon yavaşlar. (Türkiye’de çoğu uzmanın TCMB’nin faiz arttırımlarını yeterli bulmaması ya da faizleri yükseltmediği için TCMB’yi eleştirmesi de bu yüzdendir; faiz lobisine hizmet ediyor olmalarından değil.)
Bizim ülkemizde değil ama bazı ekonomilerde zaman zaman bunun tersi de geçerlidir. Enflasyon oranı öyle tehlikeli derecede düşüktür ki, (hatta belki eksidir ve bunun adı da deflasyondur, yani fiyatlar düşüyor demektir) merkez bankaları faizleri düşürür ve para arzını arttırır. Küresel kriz boyunca, başta ABD ve Avrupa olmak üzere çoğu merkez bankasının yaptığı şey budur; bu yüzden faizleri sıfıra kadar, hatta bazıları eksiye çekmişler ve yıllarca ortalığa karşılıksız paralar saçmışlardır. Burada tehlikeli olan, enflasyonun çok düşük olması değil, düşük enflasyona neden olan düşük taleptir. Çünkü talep/tüketim çok düşükse, üretim yavaşlar ve büyüme durur, ki bir ekonomi için en korkutucu durumlardan biridir.
Merkez bankalarının tüm bu uğraşlarına ekonomide ‘Para Politikası’ diyoruz; elindeki araçlara da ‘Para Politikası Araçları’. Ancak, burada kritik nokta şu: ülkemizde, tabii diğer ülkelerde de, Merkez Bankasının faiz ve para arzıyla, talebini ve fiyatını kontrol edemediği pek çok ürün var. Sayalım şimdi bu ürünleri birer birer:
- Meyve/sebze ve et/süt fiyatları (TCMB tanımıyla ‘işlenmemiş gıda’). Bu fiyatlar büyük ölçüde ülkenin tarım ve hayvancılık politika ve stratejilerine bağlı olarak oluşuyor. İklim koşulları da çok önemli bir belirleyici ve tabii bizim ülkemizde bir de ‘görünmeyen bir el’ var ki, üretici ile tüketici arasında bir uçurum yaratıp tüketiciye yansıyan fiyatların hem seviyesini hem de oynaklığını dudak uçuklatıcı noktalara çıkarabiliyor. Birkaç yıldır faaliyette olan ‘Gıda Komitesi’nin de bu derde bir çare bulduğunu ben vatandaş olarak henüz hissedemiyorum. (Mutfak alışverişi yapanlar bana hak vereceklerdir. Pazarda alışveriş yaptığım sebze tezgahındaki beylere, her seferinde ‘borsa gibisiniz maşallah’ demekten alıkoyamıyorum kendimi.) Neyse, dert yanmayı bir kenara koyup, bu konuyu, tarım ve hayvancılık uzmanlarına bıraksam iyi olacak. Anlatmaya çalıştığımın özeti şu: TCMB’nin, işlenmemiş gıda fiyatlarını para politikası araçları ile etkilemeye çalışması çok zor, imkansız gibi…
- Enerji fiyatları. Arabamıza doldurduğumuz benzinin pompa fiyatı, bir formül aracılığıyla otomatik olarak hesaplanıyor. Bu formülde iki temel parametre var: Dünya’da petrol fiyatları (Brent petrol) ve içeride USD/TL kuru. Bu yüzdendir ki, bir gün benzin fiyatları 5 kuruş düşerken, 2 gün sonra 10 kuruş artabiliyor. TCMB’nin bunun için yapabileceği bir şey yok.
- Alkollü içecekler ve sigara. Bu ürünlerin fiyatını belirleyen temel unsur, hükümetin hemen her yıl bu ürünlerdeki özel tüketim vergisinde yaptığı artışlar. (Maliye Bakanı bile birkaç ay önce, bu ürünlerin ÖTV’sinde artık son noktaya gelindiğini, daha fazla arttıramayacaklarını itiraf etmişti.) Kısaca, TCMB’nin elinden, bu konuda da bir şey gelmez.
- Altın. Altının TL cinsinden fiyatı da, aynı benzin gibi, Dünya’da altının USD cinsinden fiyatı ve içeride USD/TL kuru kullanılarak hesaplanır. TCMB’nin bir etkisi söz konusu olamaz.
Tüm bu ürünlerin fiyatlarındaki değişimden TCMB’yi sorumlu tutmak, yanlış değerlendirmelere yol açabilir. İşte tam da bu noktada, çekirdek enflasyon karşımıza çıkıyor. Hepimizin takip etmeye alıştığı, medyada enflasyon haberlerine esas teşkil eden, (bu yüzden de zaman zaman ‘manşet enflasyon’ diye adlandırılan) tüketici fiyatlarındaki enflasyon hesabında kullanılan 407 farklı mal ve hizmet sepetinden, yukarıda sıraladığımız ürünleri çıkarıp, onlar hariç enflasyona baktığımızda, çekirdek enflasyonu görmüş oluruz (B Endeksi). Yani, aslında, çekirdek enflasyon, sadece, TCMB’nin etkileyebildiği ürünlerin enflasyonudur. Bu yüzden de, TCMB’nin adımlarının, aldığı önlemlerin faydasını ve etkisini gerçek anlamda ortaya koyan gösterge, çekirdek enflasyondur. (Bir de C endeksi var. Orada da, sadece işlenmemiş gıda değil, tüm gıda ve alkolsüz içecekler grubu sepetten çıkarılarak bakılıyor, sepetten diğer çıkarılanlar aynı B endeksindeki gibi. Ne fark var B ile C endeksi arasında derseniz, hizmet ettiği amacı dikkate aldığımızda pek fark yok aslında, hangisine isterseniz bakabilirsiniz; zaten birbirine çok yakın çıkıyor sonuçlar.)
O zaman, bakalım, TCMB’nin attığı adımlar, yani faiz ve likidite uygulamaları, işe yarıyor mu? Lafı bırakıp rakamları görelim aşağıdaki grafikte.

Gördüğümüz üzere, son 14 aydır çekirdek enflasyon, neredeyse soluksuz yukarı gidiyor. Bu nahoş durumun temel nedeni, TL’deki değer kaybı, yani kurlardaki yükseliş. İthal ham madde bağımlılığımız nedeniyle, yükselen kurlar, üreticilerin maliyetlerini arttırıyor ve fiyatlar hızlı yükseliyor. TCMB aylardır ‘sıkı para politikası’ uyguladığını söylüyor. Yani, yüksek faiz politikası uyguladığını, para arzını sıkı tuttuğunu iddia ediyor. Ama demek ki, yetmiyor; yetseydi, çekirdek enflasyonda bir iyileşme görüyor olmalıydık. Yurt içi ve yurt dışından duyduğumuz ve ağır ithamlarla tepki gören, ‘Merkez faiz arttırsın’ söylemlerinin dayandığı temel nokta burası işte.
Pazartesi açıklanacak olan Ocak ayı enflasyonu, Aralık’a göre (Aralık’ta %11,92 idi) düşük çıkacak, hem de epeyce düşecek. Geçen yılın Ocak ayındaki yüksek enflasyonun yarattığı ‘baz etkisi’ sayesinde olacak bu düşüş. Oysa, bizim bakmamız gereken en önemli veri, çekirdek enflasyon. Orada da ciddi bir düşüş görürsek, işte o zaman belki biraz keyiflenebiliriz…