Bugün USD/TL kuru, gün içinde, 3,87’yi aştı. ‘Geçen Kasım’da 3,98’i görmüştük, daha oralara yolumuz var, endişeye mahal yok’ derseniz, o zaman bir de EUR/TL’ye bakalım derim: bugün EUR/TL 4,79’u görerek, tüm zamanların rekorunu kırdı.
Demek ki, sepet kura (0,5 USD/TL + 0,5 EUR/TL) bakmamız daha doğru. (Sepet kurun ne olduğu hakkında bilgi edinmek için tıklayın.) Sepet kur, geçen Kasım’da 4,33 ile rekor kırmıştı. Bugün gün içinde, bu rekor seviyeye yeniden dokundu. Yani, Türk Lirası bugün bir kez daha tarihin en düşük değerine geriledi.
Neden peki? Bu sorunun cevabını vermek için, geçen haftanın başına kadar dönüp, olanları hatırlayalım sırasıyla.
5 Mart 2018 Pazartesi
Şubat ayı enflasyon rakamları açıklandı. TÜFE’deki yıllık artış önceki aya göre çok az geriledi, ama beklentiyi karşılayamadı. Daha da kötüsü, çekirdek enflasyon bize gelecek için umut vermiyor; hala %12’lerde… (Detaylar)
7 Mart 2018 Çarşamba
TCMB, para politikası kurulu toplantısında faizlere dokunmadı. Beklenti de bu yöndeydi, ama olması gereken bu olduğu için değil de, çoğunluk TCMB’nin eli kolu bağlı diye düşündüğünden. Oysa belki bir faiz arttırımı gelse olurdu, iki gün öncesinde açıklanan karamsar enflasyon verilerinin ardından. Üstelik karar metninde de, piyasaya önümüzdeki dönem için güven veren bir değişiklik yapılmadı. Gerçi bu yönde güçlü bir ‘sözlü yönlendirme’ yapılsaydı bile, ikna ediciliği sorgulanırdı.
8 Mart 2018 Perşembe
Moody’s kredi notumuzu bir kademe daha düşürdü. Böylece, yatırım yapılabilir seviyenin iki basamak altına gerilemiş olduk. (Detaylar)
12 Mart 2018 Pazartesi
Ocak ayı cari açık verileri açıklandı. Ocak’ta cari açık 7,1 milyar USD ile beklentileri aştı. Aralık’ta da 7,7 milyar USD idi. Üst üste bu kadar döviz açığı vermek, bu açığın nasıl finanse edileceği endişelerini arttırdı ve zaten ‘kırılgan’ olarak nitelenen Türk Lirasının bu kırılganlığını perçinledi. (Detaylar)
Üst üste yaşanan bu gelişmeler, yabancıların hızlı bir şekilde ellerindeki Türk Lirası varlıkları satıp dolara geçmelerine neden oluyor. Ne sattıklarını anlamak için piyasalara baktığımızda, bunca olup bitene rağmen, borsanın (en azından şimdilik) olumsuz tepki vermediğini görüyoruz. Demek ki, hisse satmıyorlar. O zaman tahvil satıyorlar, ki bunu tahvil faizlerimizden anlamak çok kolay. Yabancı yatırımcının en çok tercih ettiği Türk tahvili olan 10 yıllık tahvilimizin faizi, %12,70’e geldi. Daha iki hafta önce, 1 puan daha düşüktü; bu kadar kısa zamanda çok yüksek bir artış. (Tahvilin faizi, değeri ile ters orantılıdır, matematiksel olarak. Tahvillere satış gelince, değeri düşer, yani faizi yükselir.)
Tüm bu olumsuzluklar, bir de üstelik ABD dolarının Dünya’da çoğu para birimine karşı değer kazandığı bir dönemde yaşanıyor…du ki, saat 16’ya doğru Trump’ın, ABD Dış İşleri Bakanı Rex Tillerson’ı görevden aldığını, twitter üzerinden duyurmasıyla, ABD doları Dünya’da değer kaybetmeye başladı. USD/TL kuru da bu gelişmeyle, 3,8610’a kadar geriledi (16:55). Ancak, bu etkinin ne kadar kalıcı olacağı tartışılır, diğer para birimleri bir yana, özellikle Türk Lirası için…
Önümüzdeki kısa vadede önemli neler var?
21 Mart FED faiz toplantısı: Faiz arttırımı geleceği neredeyse kesin gibi. Önemli olan, karar metninde yer alacak ifadelerin, FED’in bu yıl kaç kez daha faiz arttırımı yapacağı konusunda vereceği ipuçları.
11 Nisan ABD’deki ‘Atilla davası’: Açıklanacak kararın, Türk bankalarını nasıl etkileyeceği önemli.
Elbette, enflasyon ve cari açık gibi, en zayıf halkalarımızla ilgili gelecek yeni veriler de dikkatle izlenmeli.