ŞU ‘BORÇ’ MESELESİNİ KONUŞALIM ARTIK

Son dönemde yaşadığımız piyasa çalkantılarının, kurlardaki ve tahvil faizlerindeki yükselişin temel nedeni, ülkemize döviz getirmekten çekinen, hatta var olanı da götürmeye çalışan yabancı yatırımcılar. Zaten, sürekli cari açık (döviz açığı) veren bir ülke olarak, daimi bir döviz kıtlığı içindeyiz. Yabancılar da döviz getirmeyince, kur aldı başını gidiyor; malum, arz-talep dengesi(zliği).

Peki yabancı niye döviz getirmiyor? Öncelikle, küresel olarak likiditenin azaldığı bir dönemdeyiz. Amerika’da FED faiz arttırım sürecinde olduğu için, dolar ana vatanına geri dönüyor. Sadece bu yüzden değil elbette, bizden kaynaklanan güçlü sebepler de var. Sık kullanılan tabirle, ‘kırılganlığımız’ iyice artmış durumda. Ekonomimiz neden kırılgan? Enflasyonumuz çok yüksek, bir türlü düşmüyor; üstelik de, Venezuella’yı filan saymazsak, Dünya’nın hiçbir yerinde enflasyonun olmadığı bir dönemde. Cari açığımız da hızlı yükseliyor. Ekonomik sıkıntıların üstüne, siyasi ve jeopolitik riskleri de ekleyelim. Yani, iş, sadece birinin tetiği çekmesine kalmıştı; tetiği çeken Moody’s oldu, kredi notumuzu düşürerek.

İşte borç konusu da burada devreye giriyor. Çünkü yüksek dış borcumuz, kırılganlığımızı daha da arttırıyor. Kritik nokta, özellikle dışarıdan alınan borcun yüksek olması. Çünkü dış borç, döviz cinsinden olduğu için, döviz kıtlığını derinden hissettiğimiz bugünlerde iyice göze batıyor.

Borç deyince, ortalıkta uçuşan o kadar çok rakam var ki, keyfiniz nasıl istiyorsa, bu rakamları o şekilde kullanabilirsiniz; isterseniz çok şık sunarsınız, isterseniz yerin dibine geçirebilirsiniz. Ben elimden geldiğince, konunun hem şık tarafını hem de ürkütücü tarafını ortaya koymaya çalışacağım. Biraz fazla rakam kullanarak bunaltabilirim, affola… Devamını Oku

Paylaşın