Mart Enflasyonu: Yine Gıda Fiyatları… Evet, aynen Şubat ayında olduğu gibi…
Mart’ta yıllık TÜFE artışı %10,23, aylık artış ise %0,99 oldu; beklentilerin biraz üzerinde.
Geçen yılın ilk dört ayında, aylık enflasyonlar oldukça yüksek gerçekleşmişti. Bu yüzden, biz bu yılın ilk dört ayında, baz etkisinin güçlü desteğiyle, yıllık enflasyonda önemli düşüşler görmeyi hayal etmiştik; tek haneleri bu aylarda göreceğimize neredeyse emindik. Şimdi aşağıdaki grafiğe bakalım hayaller gerçek olmuş mu.

Aralık’tan Ocak’a gördüğümüz keskin düşüşten sonra, son üç aydır hemen hemen yerinde sayan enflasyonla, “bu ay olmadı ama önümüzdeki ay, o da olmadı, sonraki ay” derken, tek haneli enflasyon hayalimiz suya düştü gibi. Hala şansımız var mı? Elimizde, baz etkisinden yararlanabileceğimiz sadece Nisan ayı kaldı. Çünkü geçen yılın Nisan ayında da, ilk üç ayda olduğu gibi, aylık enflasyon hayli yüksekti (%1,31). Eğer bu Nisan’da aylık enflasyon daha düşük gelirse, yıllık bazda enflasyonumuz geriler ve belki %10’un altına gelir. Ama Nisan ayı başında yapılan elektrik ve doğal gaz zamları, bu son umudumuzu da iyice zayıflatıyor doğrusu.
İşin acı tarafı, enflasyondaki düşüş için baz etkisine bel bağlayıp uzun uzun bunu konuşuyor olmamız. Matematiksel bir etkiden medet ummaktan başka umudumuz kalmadı demek ki. (Hani TCMB, hani Gıda Komitesi’nin aksiyonları ?)
Peki Nisan sonrası nasıl? Mayıs’tan itibaren baz etkisi terse dönüyor. Zaten yaz ayları, ağırlıklı sebze-meyve fiyatları kaynaklı, enflasyonun düşük çıktığı aylardır. Bu yıl da öyle olmasını bekler miyiz? Gıda fiyatlarının son aylardaki seyrini düşünürsek, “bakalım, inşallah, kısmetse” demekten kendimi alamıyorum; üstelik de iklim koşullarının olumsuz olmadığı bir kış geçirmişken. (Bir miktar kuraklık söz konusu ama, bildiğim kadarıyla tarımsal üretimi vuracak boyutlarda değil.)
Evet, başta da söylediğimiz gibi, Mart ayında da, ne yazık ki, bir kez daha, alt kalemlerdeki en yüksek aylık artış, %2,03 ile ‘gıda ve alkolsüz içecekler’ kaleminde gerçekleşti. Aylık zam şampiyonu %55 ile karnabahar oldu!
Günün görece iyi haberi, çekirdek enflasyon tarafından geldi. Zaten geçen ay söylemiştik, Mart’taki düşüş biraz daha tatmin edici olabilir diye. C endeksi, Mart’ta yıllık %11,44 artmış; geçen ay %11,94 idi. Nisan ve Mayıs’ta da, yine baz etkisiyle, düşüş devam edebilir. Ancak, Mart ayında Türk Lirasının yüksek değer kaybı, bunun etkisiyle diğer üretim maliyetlerine de zam gelmesi (elektrik ve doğal gaz), hemen önümüzdeki ay olmasa bile, orta vadede fiyatlara yansıyacaktır. Bu maliyet kaynaklı enflasyonu bir miktar dizginleyebilecek tek unsur, bu yıl tüketimin, geçen yılki kadar kuvvetli seyretmeyecek olması. Neresinden bakarsanız bakın, TCMB bir aksiyon almadıkça, çekirdek enflasyonda gördüğümüz ve göreceğimiz düşüş, geçici olacaktır. (Çekirdek enflasyonun ne olduğu ve bize ne gösterdiği ile ilgili bilgi almak için tıklayın.)
TCMB demişken, 25 Nisan’daki toplantıda ne yaparlar? Ben de çoğunluk gibi yine bir aksiyon, yani faiz artışı beklemiyorum. Nasıl olsa, USD/TL’nin 3,95-4,00 aralığında seyretmesine de alıştık, değil mi? Benim, TCMB’nin ‘eylemsizlik prensibi’nden vazgeçmesini beklemem için, önümüzdeki üç hafta içinde, kurlarda, bir kez daha çok hızlı bir sıçrama görmemiz lazım. Kritik tarih 11 Nisan. Şubat cari açık rakamı açıklanıyor ve bence oldukça önemli; beklentim 4 milyar USD civarı, ki bu rakam Aralık ve Ocak aylarındaki aylık bazda 7 milyar USD’nin üzerinde gelen cari açık verilerinden sonra, bizi biraz rahatlatabilir. Ama yıllık bazda cari açığımız yükselişine devam ediyor olacak. 11 Nisan günü, cari açıkla bitmeyecek: Atilla Davası kararı da aynı gün açıklanıyor.
Son olarak, bugün açıklanan enflasyonun, kurlara etkisine bakarsak, USD/ TL’de yine yükseliş gördük. Dolar, bugün çoğu gelişmekte olan ülke para birimine karşı değer kazandı, hatta gelişmiş ülke para birimlerine karşı da. Ancak, Türk Lirası’nın kaybı yine en yüksek. Tek sorumlusu enflasyon değil elbette ama önemli payı olduğu kesin.